DerlediklerimizGüncel

ismail Topkaya | Maradona’nın bir kez daha gösterdiği

"Özellikle futbol başta olmak üzere, belli alanlarda çok iyi veya mükemmel düzeyde iyi iseniz, güçlü iseniz veya farklı iseniz “krediniz” asla bitmiyor… Örneğin uyuşturucu, istismar, doping gibi spora hiç yakışmayan davranışlar dahi kredinizin tükenmesine neden olmuyor veya olamıyor."

Maradona’nın nasıl “muhteşem bir futbolcu” olduğuna ilişkin teknik açıdan bir hayli değerlendirme yapıldı ve yazı yazıldı. Onun futbol oyunculuğuna ilişkin yapılabilecek en iyi teknik değerlendirme ifadelerinden birisi de muhtemelen, top ile ilişkili hareket becerilerindeki ustalık kadar, bu ustalığa dayalı olarak, ayağına her top gelişinde oyunu tekrar yeniden kurgulaması olsa gerektir.

Çünkü özel, usta ve ayrıksı oyuncuların diğer oyunculardan farkı, sadece topa daha iyi vurmaları, topu daha iyi kontrol etmeleri veya mükemmel dripling yapıyor olmaları değildir. Belirleyici asıl özellikleri oyunu farklı anlamaları, farklı düşünmeleri ve farklı oynamalarıdır. Bu da ancak oyun içinde oyunu sürekli dönüştürmeleri ve teknik ve taktik olarak farklılaştırmaları ile mümkündür. Herkesin oyun zekâsı diye tanımladığı şey, aslında kendi becerilerine ve algılayışlarına göre oyuna hükmetme (oyunu değiştirme) davranışlarından başka bir şey olmasa gerektir.

Bazı oyuncular için “oyun zekâsı” yüksek denilerek tanımlanan şey, aslında öyle bir zekâ değil, bilişsel ve motor özelliklerin bileşkesi şeklinde özgün, bağımsız ve çok yönlü çalışmalar ile yeteneğe dönüşen “kognitif” ve “koordinatif” yetilerin gelişmiş ve geliştirilmiş olmasıyla ile ilgili bir şeydir.

Genetik ve ama asıl olarak çevresel etkilerin/eğitim çalışmalarındaki deneyimlemelerin ve içsel geribildirime dayalı tekrar deneyimlemelerin sonucu geliştirilebilen davranışlar/teknik özellikler olarak tanımlanması gereken “oyun becerilerinde ustalık ve farklılık kazanma” olarak tanımlanmalıdır.

Maradona ve türevleri şeklinde ifade edeceğimiz tüm özellikli oyuncuların hepsi, var olan yetilerini yeteneğe dönüştürürlerken daha özgür, daha bağımsız davranabilmiş ve bu nedenle de çok yönlü gelişim olanağı ve fırsatı bularak, ayrıksı ve özel olmayı başarmış oyunculardır.

Gelelim Maradona ile ilgili ve Maradona’dan hareketle işin teknik analiz kısmı dışındaki bölümüne. Yazının başlığını da oluşturan “Maradona’nın giderken bir kez daha gösterdiği” şey aslında bilindik bir şey. Sporda psikososyal alanlar ve sosyoloji ile ilgili herkesin mutlaka bildiği bu şey, “Futbolun sadece futbol olmadığına” ilişkindir.

Bitmeyen kredi

Özellikle futbol başta olmak üzere, belli alanlarda çok iyi veya mükemmel düzeyde iyi iseniz, güçlü iseniz veya farklı iseniz “krediniz” asla bitmiyor… Örneğin uyuşturucu, istismar, doping gibi spora hiç yakışmayan davranışlar dahi kredinizin tükenmesine neden olmuyor veya olamıyor. İşte bu yapı ve anlayış, bir şekilde, piyasa ve düzenin de buna uygun olması nedeniyle, spor ve özellikle futbol insanlarını daha hırslı ve daha acımasız yapabiliyor. Çünkü bir şekilde en başarılı, en iyi, en güçlü ve en görünür olmak için her şeyi deneyebiliyorlar.

Çok daha önemlisi diğer değerlendirmeye gelirsek, “Futbolun sadece futbol olmamasının” ardında yatan başka önemli bir konu da halkların, alt ve orta sınıfın insanlarının sadece bu oyunu ve oyuncuyu seviyor olmaları ile değil, dünyadaki varlıklarını bu oyun ve bu oyunun oyuncuları üzerinden anlamlandırmaya çalışmaları ile ilgili olsa gerektir.

İnsanlar kendilerini, düşüncelerini, hayattaki başarısızlıklarını, ezilmişliklerini ve haksızlıklara karşı koyuşlarını bir kişi üzerinden haykırmaya ve belki de telafi etmeye çalışırlar. Ki bu insanlar genellikle orta ve alt sınıf insanlarıdırlar. Orta ve alt sınıf insanları, haliyle orta ve alt sınıfın sporlarından birisi ve en etkilisi olan futbolu ve futbol aktörlerini seçerler… Çünkü seçtikleri oyun kendi oynadıkları oyun, seçtikleri kişi de kendi sınıflarından “en iyi” olan birisidir. Onun üzerinden tüm varoluşlarını anlamlandırmaya ve bir şekilde “var olmalarının dayanılmaz hafifliğini” algılamaya ve yaşamaya çalışırlar.

İsyankâr ama başarılı

Maradona işte böyle bir figürdür. Asi, kavgacı, aklına geleni söyleyen, isyankâr ama “başarılı”… Başarılı ve hem başarılı hem halkın doğrudan karşı çıkamadığı, adil olmayan düzene ve o düzenin yasalarına kafa tutarak ve kafa atarak ve hatta gerekirse kokain dahi kullanarak karşı çıkan bir “sınıfdaş”…

Yeryüzünde futbolun sadece futbol olmadığına dair o kadar çok örnek var ki… Yönetenlerin ve egemenlerin dünyayı ve ülkeleri istedikleri şekilde yönetme ve sömürme aracı olarak kullanılmasından tutunuz, işçi sınıfının tarihte sendikal örgütlenmelerindeki işlevselliğine kadar. Onun içindir ki özelikle futbol sermaye için vazgeçilmez, halkların ve sınıfların ise bir şekilde kendilerini ifade ettikleri bir spordur. Bazı futbolcuların tarihe mal olmaları sadece oynadıkları futbol ile sınırlı değildir. Evet o denli “iyi oyuncu” olmasalardı rol model alınmayacaklar, idol olamayacaklardı ama onların çok önemli birer figür olarak tarihe kayıt düşülmüş olmalarına neden olan asıl şey, sınıflarının ve halklarının insanları tarafından bir karşı çıkış olarak “seçilmişler” olmalarıdır.

Unutmayalım ki halklar ve sınıflar yanlış veya doğru olarak seçtiklerini sadece seçilenin özellikleri dolayısıyla değil, onlar üzerinden kendilerini görmek istedikleri için seçerler. Maradona’nın da uluslararası düzeyde kabul görmüş olmasının nedeni sadece futboldaki büyüklüğü değil, “ne yapmış olursan ol, sen bizdensin” diyen “içgüdüsel sınıf duygusu”dur…

Bazen aktörler kendilerine yüklenen anlamları hak ediyor veya etmiyor olabilirler. Bu başka bir tartışma konusudur. Burada yaşadığımız ve yaşayarak öğrendiğimiz asıl şey yüklenen anlamların kimler tarafından ve niçin yüklendiğine ilişkindir.

Sendika.org 7 Aralık 2020

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu