GüncelKadınMakaleler

KADINLARIN BİRLİĞİ | Teori ve Politikalarımız Kadın Kitlelerini Sarıp Maddi Bir Güce Dönüşmeli

Aile Üzerine Tartışmalara Dair: Teori ve Politikalarımız Kadın Kitlelerini Sarıp Maddi Bir Güce Dönüşmeli

Kadınlar Birlikte Güçlü (KBG), Kasım ayından itibaren AKP iktidarının son yıllarda el yükselttiği aileyi ön plana çıkartarak kadını tümden sosyal ve ekonomik politikalarının hedefine koyan, LGBTİ+ düşmanı politikalara karşı “Hayatlarımız Ailenize Sığmaz” kampanyası başlattı. “Aile” meselesi sadece ülkemizde ve sadece AKP ile sınırlı bir durum değil. Tüm dünyada ırkçı, faşist, kadın ve LGBTİ+ düşmanı parti ve görüşlerin güç kazandığı koşullarda “aile”nin güçlendirilmesi, beraberinde kadının konumunun zayıflatılması, haklarının budanması, kürtaj yasaklarının gündemde daha fazla yer etmesi, nafaka hakkının gaspı vb. daha fazla gündeme geliyor. Ancak bu sadece egemenlerin ideolojik duruşlarına, kadın ve LGBTİ+ düşmanı politik çizgilerine bağlı bir durum değil. Emperyalistler arasındaki çelişkilerin derinleşerek doğrudan bir dünya savaşı tehdidinin daha fazla ortaya çıkmasından 2008’den bu yana dalgalı bir seyir izlese de devam eden ekonomik krize ve nüfus politikalarına kadar geniş bir yelpazede bu durumun sebepleri mevcut. Dolayısıyla kadının aileye sıkıştırılarak “üç-beş-yedi” çocuk yapması dayatmalarının geniş bir çerçevede ele alınması ve bu saldırıya karşı güçlü ve çoklu cepheden mücadele yürütülmesi şart!

Açıkça ifade etmek gerekir ki, kadın ya da cinsiyet çalışmalarının en zorlu konularından biri “aile” meselesidir. Kuşkusuz kadınların ve LGBTİ+ların da ataerkil sistemin bir parçası haline getirildiği, “rıza üretme” mekanizmalarının ataerki lehine başarılı bir şekilde yürütüldüğü koşullarda hemen her konuda olduğu gibi -ama belki biraz daha fazla- aile üzerinden tüm topluma ve özelde kadınlara biçilen toplumsal cinsiyet rollerini tartışmak epeyce bir emek ister. Ailenin “kutsallığına”, “aile huzuru” için kadına düşen büyük görevlere, sevgi ile yaptığı(mız) çocuk (yaşlı ve hasta) bakımına, aile içi şiddete, ücretli bir işte çalışmayan kadının ekonomik haklarına vb. dair kadınlarla sadece konuşmak dahi büyük emek ve sabırlı bir yaklaşım-dikkat gerektirir. Zira, aileyi, firar etmenin çoğunlukla ölümle cezalandırıldığı, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası çekilen yer olarak tanımlamak, ücretli bir işte çalışmayan kadının ev-içi emeğinin nasıl sömürüldüğünü anlatmak, üstelik bunun ne kadar yorucu, yıpratıcı bir iş olduğunu kadının en başta kendisine kabul ettirmek, özellikle tarımsal alanda ücretsiz aile işçiliğinin sömürü olduğunu söylemek vs. ataerkinin ürettiği rıza göz önüne alındığında kolay değildir. Yani eğer “aile”yi ele alacaksak ve kadınların (ve onların üzerinden tüm toplumun) köleleştirilmesinin bir aracı olarak tanımlayıp bu zinciri kırmak için kadın kitlelerini hedefleyeceksek argümanlarımızı en az üç kez düşünmek zorundayız. Unutmamalıyız ve unutamayız ki, kadına dair politikalar sadece akademik bir çalışmanın konusu değil, bunun ötesinde kadın kitleleri arasında maddi bir güce dönüştürülmesi gereken olgulardır. İktidar(lar)ın, ataerkil sistemin politikalarına karşı oluşturduğumuz argümanlar ne kadar doğru olursa olsun kadın kitleleriyle bu argümanlarla buluşturmadığımız sürece bir “doktora tezi” olmaya mahkum olacaktır!

Tüm dünyada egemen ideolojinin, ataerkil sistemin güçlü bir şekilde “aile”nin öneminin altını çizmesi (Türkiye’de Eylül ayından itibaren Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüklerinin düzenlediği “İşimiz Aile, Gücümüz Aile” konulu çalıştaylar ya da Rusya devlet başkanı Putin’in 2024 yılını “aile yılı” olarak ilan etmesi gibi), hazırlandıkları dünya savaşında “asker ihtiyacının” karşılanması, tüm dünyada nüfusun giderek yaşlanması (örneğin Türkiye’de çalışabilir nüfusun 2040’tan itibaren azalma eğilimine gireceği, 65 yaş ve üzerindeki nüfus 2023 itibariyle yüzde 10.2 iken, 2040’ta 16.3’e, 2060’ta 22.6’ya, 2080’de ise yüzde 25.6’ya yükseleceği öngörülüyor) kadınların toplumsal cinsiyet rollerinde kutsal aile sınırları içinde kuluçka makinesi olarak konumlandırılması ile sonuçlanmaktadır. Bir kez daha tekrarlamakta fayda var; bu dalgayı kırmak ve özgür bir dünya yaratmak için örgütlü kesimlerin sadece ideolojik, politik ve fiili mücadelesi yeterli olamaz. Bu mücadelenin geniş kadın kitleleriyle buluşması gerçek bir kurtuluş için şarttır. Ne demişti Marx, “Teori kitleleri sardığında, maddi güç haline gelir” ve özel mülkiyetin, devletin, toplumsal cinsiyet rollerinin inşa merkezi olan aileyi de yıkar geçer.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu