Emek

Önümüzde seçim ve sokakta direniş var!

Oy deposu olarak görülen gecekondu mahallelerinde yaşayan yoksullara, son olarak Urfa’da 6 aylık geçici bir işe 8 bin kişinin başvurmasında bir kez daha gözler önüne serilen işsizlik illetinden yaka silkenler için hiçbir partinin gerçek çözümü getiremeyeceği açıktır. Tek çözüm 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nde olduğu gibi işçilerin dayanışması ve isyanıdır.

Bartın’da Hema AŞ’ye bağlı Denfa’da ücretsiz izne çıkarılarak işlerine son verilen 110 işçi şantiye önünde çadır kurarak direnişe başladı. Firmayla 10 gün boyunca yapılan görüşmelerden sonuç alamayan işçiler 29 Mayıs’ta Hema AŞ önünde toplanarak eyleme başladı. Hema’nın Tarlaağzı şantiyesi önünde çadır kuran işçiler beş aylık maaşlarını ve ihbar tazminatlarını almadan eylemi sonlandırmayacaklarını söylüyor. HEMA AŞ’de benzeri uygulamalar daha önce de yaşanmış, 13 Mart’ta 148 işçi şimdikinden farklı bir uygulama olarak ücretli izne çıkarılıp işten atılmıştı. Bunun üzerine işçiler 26 Mart’tan itibaren Hema’nın Tarlaağzı Köyü’ndeki binası önünde çadır kurarak 7/24 direnişe geçmişlerdi. 23 gün süren direnişin sonunda işçiler, ödemelerle ilgili anlaşma sağlandığını duyurarak direnişlerini sonlandırdıklarını açıklamıştı. 11 Temmuz 2015’te de işçilerin haklarını gasp etmeye çalışan HEMA patronları yüzlerce işçinin direnişi karşısında geri adım atmıştı.

Şimdi de emekçilerin ve demokratik kitle örgütlerinin desteğinin devam ettiği HEMA’da direniş kararlılığı her buluşmaya yansıyor. “Adalet istiyoruz” diyerek direnişlerine devam eden işçiler, HEMA AŞ’ye bağlı Tarlaağzı Köyü’ndeki binasını da “Emekçi Kabristanı” olarak nitelendiriyor.

İşçinin emeği gasp ediliyor

Kanun Hükmünde Kararnamelerle binlerce işçi ve emekçinin işinden edilmesiyle artan işsizliğe, patronlar da işçilerin güvenceli ve sendikalı çalışma haklarını gasp edip, bu konuda adım atan işçileri işten atarak katkıda bulunuyorlar! Kanun Hükmünde Kararnamelerle işlerinden edilen kamu emekçileri her hafta düzenledikleri eylemliklerle işlerine geri dönme taleplerini yinelerken, devletin kolluk kuvvetleri tarafından dönem dönem keyfi saldırılarla karşı karşıya geliyor. HEMA AŞ, Flormar, Tayaş, Ege Üniversitesi, Sibaş Gıda ve Avcılar Belediyesi taşeron işçiler gibi, sendikalaştıkları ve biat etmedikleri için ya işten atılıyor ya da emeklerinin karşılığı gasp ediliyor.

Son olarak İstanbul’un Bakırköy ve Kadıköy ilçelerinde aylardır haftanın üç günü, gün boyu oturma eylemleri düzenleyerek “KHK’ler gitsin, biz gitmiyoruz” diyen KESK’li emekçiler 2 ve 4 Haziran tarihlerinde polis saldırısına uğradılar. İlk olarak Bakırköy’de onlarca emekçiyi iki kez art arda darp eden polis, 16 emekçiyi gözaltına aldı ve aynı gece serbest bıraktı. 4 Haziran günü ise eşzamanlı olarak Kadıköy ve Bakırköy’deki eylemlere saldıran polis yine onlarca emekçiyi hem yaraladı hem de gözaltına aldı. Emekçiler için 7 günlük gözaltı süresinin istendiği belirtiliyor. Bu saldırganlık, özellikle KHK’lere karşı toplumda yükselen öfkenin düzenli eylemlerle sokağa yansıyan biçimlerini hedef aldığından, görünen o ki, seçimler yakınlaştıkça AKP iktidarının kanlı dişlerini sokağı adres olarak görenlere daha çok gösterecek!

Seçimler, vaatler ve sonrası unutulan işçiler

Oysa görünüşte seçim yakınlaştıkça işçi ve emekçinin sorunlarına daha bir duyarlı olma, bu konuya daha sık eğilme gereksinimi duyuyor egemenler. Çünkü bu kesim seçimi belirleyecek kadar güçlü. Elbette seçimlerde işçilere vaat edilenlerin gerçekleşmesini beklemek yanlış bir tutum olur. 16 yıldır iktidarda olan AKP’nin ve ondan önceki partilerin iktidarda olduğu dönemlerde işçilere yoksulluktan öte bir şey getirmediği ortadayken…

Haliyle 24 Haziran seçimlerine giderken 16 yıldır iktidarda olan AKP’nin işçilere dönük vaadinin bulunmadığını söyleyebiliriz. Onların söyledikleri de patronları daha da zenginleştirmekten başka bir şey değil zaten. MHP’nin ise ittifak kurduğu AKP’den eksik kalır yanı olmadığı işçi ve emekçilerin sorunlarını bilmemesinde yatmakta. Zira kendileri açlık sınırının altında yaşayan işçi ve emekçilerin sorunlarından ziyade çete elebaşlarının serbest bırakılması önceliğinde malum. İYİ Parti de malul olduğu anlayıştan bildiğimiz gibi pekte bir beklenti içerisinde olmamak gerekir. Her gün işçilere dönük bir hak ihlali ya da bir iş cinayeti yaşanırken söz konusu partinin tek yaklaşımının “her şey İYİ olacak”tan öteye geçmesi beklenemez. CHP’li belediyelerin çoğunda ise taşeron işçilerin yaşadıkları hak gasplarının yanında işten atmalar devam ediyor.

Oy deposu olarak görülen gecekondu mahallelerinde yaşayan yoksullara, son olarak Urfa’da 6 aylık geçici bir işe 8 bin kişinin başvurmasında bir kez daha gözler önüne serilen işsizlik illetinden yaka silkenler için hiçbir partinin gerçek çözümü getiremeyeceği açıktır. Tek çözüm 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nde olduğu gibi işçilerin dayanışması ve isyanıdır.

(Bir Özgür Gelecek okuru)

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu