Makaleler

İran seçimi: Ortadoğu savaşında merkezi devlet yapısı güçlendirildi

İran Cumhurbaşkanlığı seçimi “reformcu” Hasan Ruhani’nin kazanımıyla sonuçlandı. Seçimi önemli kılan Ortadoğu’nun dört başkentinde nüfuzunu artıran İran’daki değişimin ne yönde olacağıydı. Bir tarafta dünya genelinde esen aşırı sağ denen ırkçı faşist rüzgarın temsili olarak muhafazakar kesim diğer tarafta uluslar arası alana açılan ve bunu devam ettirmek isteyen ılımlı-reformist kesim yarıştı. Görünen bu tabloya karşın iç politikada dengeler bu kadar keskin değildi. Mollaların egemen olduğu İran’da karşıt iki tarafın yarışmadığı, dünya ve Ortadoğu’daki ekonomik-politik duruma göre mollaların seçilmesini istedikleri taraf için ortaya bir karşıtın ileri sürüldüğü seçim oyunu sahnelendi. Ve İran’da köklü bir değişim bekleyenler ters köşeye yatmış oldu.

Sanılanın aksine mollalar seçime istedikleri gibi yön verebiliyor. Yıllardır Molla Humeyni’nin sözünden çıkmayan fakat farklı görüşlerde olan adayların seçime katılmasıyla çark döndürülüyor. 2009’daki Yeşil Hareket’in dokuz ay süren “ayaklanması” da bu durumu değiştirmedi. Seçimler halkın sokaklara çıkmasını engellemek ve sandığa tabi kılmak, dünya kamuoyuna özgürlükçü İran imajı vermek, yurt içi ve yurtdışındaki muhaliflerin etkinliğini kırmak amacıyla kullanılıyor. Bu seçimde de emekçi İran halkı karşısına sözde iki karşıt çıkarılarak kırk katır mı kırk satır mı hesabı güdüldü, “kötünün iyisi” seçtirildi.

Muhafazakarların adayı olan Seyid İbrahim Raisi, 1980’lerde 5 bin tutsağın katletmesi nedeniyle İran halkı tarafından “Katliam Ayetullahı” olarak biliniyor. “Reformcu” Hasan Ruhani’nin ise ondan aşağı kalır yanı yok. Ruhani döneminde idamlar 3 kat arttı. Mollalar (egemen sınıflar veya İran burjuvazisi olarak okunmalı) konjonktürel sürecin gereği reformcu kanadın kazanması için muhafazakar kesimin adayını kabul ederek İran halkını hem sandığa sürükledi hem de sıtmaya razı etti. “Reformcu” olarak bilinen Ahmedinejad’ın (eski Cumhurbaşkanı) adaylığının reddedilmesi, Mollaların seçim oyunu bozacak olmasının yanında halkın sandığa gitmeme olasılığını artırmasındandır. Kötünün karşısına daha kötü çıkarılarak istenilen zemin yaratıldı. Seçimin Ortadoğu’daki dengelerin lehe olduğu, ABD tehditlerinin arttığı dahası Trump’ın Körfez ülkeleri ziyareti ile “Sünni NATO’su” kurmaya çalıştığı bir dönemde yapılması İran’a devletin yeni sürece göre güçlendirilmesi zemini sunmuş oldu. Mollalar bu zemini, Hasan Ruhani’nin kazanmasını sağlayacak şekilde kullandı. 2000’li yıllarda başlayan ülke pazarını uluslararası alana açma, ekonomik ambargoyu (ABD nezdinde Batı emperyalizminin) kırma sürecinin devamı ve mevcut düzene halk desteğinin arttırılması açısından “reformcu” taraf desteklendi.

Ortadoğu’da elde edilen nüfuzun korunması ve artırılması ABD’nin uluslararası alandaki baskılarının kırılması açısından İran, muhafazakarlığı değil “reformcu” bir görüntüye ihtiyaç duyuyor. Tüm bunların yanı sıra en önemli nokta ezilen, sömürülen, idam edilen emekçi İran halkının bu faşist düzene olan tepkilerini törpüleyerek sisteme yedeklenmesini sağlamak, İran burjuvazisinin ihtiyacı paralelinde bir halk desteği yaratmaktır.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu