Manşet

Tutsak YDG’lilere Özgürlük Çalışmasından Birkaç Deneyim…

28 Haziran günü Şırnak’ın Cizre ilçesinde gözaltına alınarak tutuklanan 4 YDG’li yoldaşımıza ilişkin yürüttüğümüz çalışma çeşitli açılardan üzerinde durulmayı hak ediyor.

Tutsak yoldaşlarımızla ilgili YDG olarak verdiğimiz tepki, devamında ördüğümüz süreç ve kamuoyu oluşturmaya dönük çalışmalarımız, çeşitli başlıklarda bugüne kadar yürüttüğümüz tartışmalarda belli bir mesafe kat ettiğimizi de gösterdi.

YDG olarak toplumsal gelişmeler karşısında hızlı refleks verme, tepki gösterme ve sürecin doğrudan tarafı olma bağlamında geçtiğimiz dönemde yoğun tartışmalar yürüttük.

Gezi İsyanıyla hız verdiğimiz bu tartışmalara, geride bıraktığımız dönemde daha ileri bir noktadan devam etmiş, Rojava ve Şengal, Kobanê direnişi, Berkin Elvan’ın katledilişinin yıldönümü ve Kürt halkına dönük saldırılar vb. bir dizi gelişmede tartışmalarımıza uygun pratik adımlar attık. Bir kısmını söylediğim bu gündemlerde, YDG olarak hızlıca tepki verme ve sokağa örgütlü bir şekilde dahil olma, kamuoyu yaratma bunun için kullandığımız materyalleri ve araçları zenginleştirme adına mütevazi ama önemli adımlar attık.

28 Haziran’da yoldaşlarımız gözaltına alınır alınmaz birçok ilden yükselen tepkiler ve sokağa çıkma durumu, bu anlamda yürüttüğümüz tartışmaların yine bir sonucudur. Yoldaşlarımız daha gözaltındayken YDG faaliyetimizin ya da çevre çeperimizin bulunduğu hemen her yerde gelişen sahiplenme, bir örgüt olma, ortak bir ruhla hareket etme anlamında da önemli ve başarılı bir pratik oldu. Eylemler ve sahiplenme tutuklamanın yaşanmasıyla durmamış özellikle Ankara alanının öne çıkan adımlarıyla çalışma, dayanışma ve tutsakları sahiplenme yönüyle devam etmiştir.

Konunun kamuoyuna taşınması anlamında basın- yayın, TV ve radyolar ile milletvekilleri ve belediye başkanlarıyla kurulan ilişkide bizim açımızdan önemli bir deneyim oldu. Yoldaşlar daha gözaltında iken verdimiz örgütlü tepki ve konunun takipçisi olarak sürdürdüğümüz çalışmanın sonucunda kısa sürede geniş kamuoyunda belli bir etki yaratılabildi.

Bunun başarılabilmesinde en önemli payın sosyal medyada da olduğu da bir gerçek. Sosyal medya da açılan hactingler hazırlanan afiş vb. tasarımlar konunun daha hızlı gündemleşmesinde ve daha geniş kesimlere ulaşmasında etkili oldu. Yoldaşların fotoğraf makinesi ve ses kayıt cihazı delil gösterilerek tutuklanmasından yola çıkılarak çalışmanın bu eksende yürütülmesinde doğru bir tercih ve yaklaşımdı.

Yaşanan tutuklama ile ilgili hazırlanan sinevizyonlar kısa sürede binlerce insana ulaştı. Bu sırada YDG facebook hesabının bu paylaşımlar gerekçe gösterilerek kapatılması da sosyal medyada oluşan etkinin bir sonucu olsa gerek.

Sosyal medyada devam eden istikrarlı çalışmalarımızdan facebook’un rahatsızlığı, hesabımızı dört defa kapatmasında da açığa çıktı.

Standlar, imza kampanyası, eylemler vd…

İlk tepki eylemlerinden sonra daha kitlesel eylem ve açıklamaları, önce sosyal medyadan devamında ise Adalet bakanlığına verilmek üzere hazırlanan imza kampanyası takip etti. Yaz ayları olmasına karşın YDG faaliyetinin bulunduğu birçok ilde açılan standlarda, gazete ve dergi dağıtımlarımızda imzalar topladık, yoldaşlarımızın durumunu anlattık, YDG’yi tanıtma fırsatı buldu.

ydglileri degil ceteleri tutuklaBu anlamda yürüttüğümüz çalışmanın tutsak YDG’lileri öne çıkaran ama temelde geniş bir kitle çalışması olduğu söylenebilir. Birçok ilde azımsanmayacak sayıda imza da toplandı.

Tutsak YDG’lilerin serbest bırakılması ve yaşanan hukuksuzluğa dair çeşitli araçlarla yürüttüğümüz çalışmalara geniş bir YDG çevresinin dâhil olduğunu da söylemek yanlış olmayacak sanırım. Yaz sürecinde birçok YDG’linin çalışmasına ve çeşitli illere dağılmasına rağmen bir kısmını açtığımız söz konusu çalışmalara alanlarda bulunan YDG’lilerle birlikte bizimle yeni tanışan ilişkilerimizinde dâhil olduğu bir gerçek.

Bu bakımdan sürecin bizim açımızdan bir örgütlenme sürecine dönüştüğü de söylenebilir. Okul kapanmadan önce YDG ile tanışan pek çok ilişkimiz bu zaman zarfında bize daha da yakınlaştı.

Ayrıca tutuklanan YDG’lilerle birlikte alanlarda oluşan boşlukta öne çıkan pek çok yoldaşımız tarafından dolduruldu diyebiliriz. Birçok alanda süreç, hayatlarında ilk defa basın açıklaması örgütleyen, basın açıklaması okuyan yoldaşlar tarafından örgütlendi.

Bu durum bizim açımızdan inisiyatifleşme, öne çıkma, boşlukları doldurma adına ileriye doğru yol aldığımızı gösteren örneklerdir diye düşünüyorum.

Temmuz ve Ağustosun ilk başlarına kadarki sürecin YDG toplantılarıyla, tutsak YDG’liler etrafından ördüğümüz kitle çalışmasıyla geçtiği söylenebilir. YDG’li yoldaşlarımızın tutuklanmasına dönük çalışmayı, sürecin öne çıkan gelişmelerinden kopuk bir şekilde yapmadık kuşkusuz. Suruç katliamından sonra başlatılan gözaltı, tutuklama ve katliamlar elbette imza toplarken açtığımız standlar ya da katıldığımız mitinglerde bizim öncelikli gündemlerimizi arasındaydı. YDG’lilerin tutuklanmasını coğrafyamızda yaşanan gözaltı, tutuklama furyasının geniş anlamda hukuksuzluğun bir parçası hatta küçük bir parçası olarak tartıştık.

Bu dönemde özellikle Antakya Evvel Temmuz ve Dersim Festivalinde de tutsak YDG’lilerin durumunu başlıca gündemlerimiz arasına aldık. Dönemin sonunda yaptığımız divan toplantısında yaz sürecini zaten örgütlemiş ve bu festivallerde örgütleyeceğimiz çalışmaların genel şiarlarını ve içeriklerini tartışmıştık.

Aslında yaptığımız bu başlık ve gündemler YDG’lilerin tutuklanmasıyla birleştirmek oldu.

Bu açıdan Evvel temmuz festivalinde ciddi bir enerjinin açığa çıktığını söyleyebiliriz. Burada çalışmanın geneli açısından yoğun bir şekilde yürüttüğümüz kitle çalışmasına YDG’lilerin tutuklanmasını başarılı bir şekilde yedirebildiğimizi gördük. Ayrıca Ali İsmail’in katledilmesi ve bölgedeki IŞİD gündemine dairde basın açıklaması düzenlenmemiz hem  tabanımızda hem de genel kitlede olumlu bir karşılık buldu.

Dersim festivalinde ise Suruç katliamı daha ağır basan bir gündem oldu.

Mahkeme gününün yaklaşmasıyla birlikte kitle çalışmasına hız verdik ve mahkemeyi gündemleştirmek adına eylemelere yöneldik. Bu açıdan kitle çalışması yaptık devamında Ankara, İzmir ve İstanbul’da mahkemeyi gündemleştirmeye dönük basın açıklamaları örgütledik.

Açıklamada yaşanan genel sürece vurgu yaparak, YDG’lilerin tutuklanmasını bunun içinde işledik. “Operasyonlar, Katliamlara, Tutuklamalara Son, Tutsak YDG’lilere Özgürlük” şiarı bu yaklaşımın bir sonucuydu.

Bu açıdan hem genel ülke gündemine dair sözümüzü söyledik hem de kendi özgün sürecimizin çağrısını yaptık.

Özellikle İstanbul’da basın açıklamasına yönelik polis yığınağı ve yaşanan saldırı da devletin sürece yönelik politikasının bir izdüşümü oldu. Devletin her türlü eylem ve etkinliği yasaklama politikası söz konusu T. Kürdistanı’nda yaşananlar olunca daha da sertleşti.

Cizre’de 19 Ağustos günü, Ankara ve İstanbul alanından gelen YDG’liler ile Partizan okurları ile YDK’lılarda hazır bulundu.

Mahkemeye katılımın, ördüğümüz sürecin ve ortaya çıkan eenrjinin birazcık altında kaldığını özellikle olumlu bir çalışmanın örüldüğü İzmir’den katılımın olmamasının bir eksiklik olduğunu düşünüyorum. Mahkeme öncesinde bir grup YDG’linin Şırnak’a gelerek burada kitle örgütleri ve kurumlarla görüşmeler yapması da olumlu oldu.

Cizre’ye giden YDG’liler olarak geceyi özerklik ilanının yapıldığı mahallede geçirmemiz, burada yurtsever hareket ve mahalle halkıyla yaptığımız sohbetler bizim açımızdan çok önemli deneyimler oldu diye düşünüyorum.

Kürt halkını daha yakından tanıma ve kendimizi anlatma anlamında bizim açımızdan verimli bir süreçti.

19 Ağustos’ta görülen duruşmada YDG’lilerin serbest bırakılmasıyla 1.5 aylı aşkın yorgunluğumuzu bir anda unuttuk bunun yerini sevinç ve mutluluk aldı.

Elbette arkadaşlar sadece serbest bırakıldı ancak henüz beraat etmediler. Diğer yandan, ülkenin dört bir yanında her gün evler basılıyor, gözaltı ve tutuklamalar devam ediyor. Bu açıdan gündem tüm ağırlığıyla akmaya devam ediyor. YDG’li yoldaşlarımızın serbest bırakılmasını bahsini ettiğim bu süreç içinde bize moral veren ve gücümüzü artıran bir gelişme olarak görüyorum.

Evet bir dönemi geride bıraktık. Ve YDG olarak kimi eksikliklerine ve yetmezliklerine karşın örgütlü hareket etmede, yoldaşlarımızı sahiplenmede ısrarcı bir tutum sergiledik. Evet çok abartmaya gerek yok ama fena işler yapmadığımızı da gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz.

YDG olarak bu süreçte örgütlü hareket etme, belli bir plan ve program etrafından faaliyet yürütme ve özellikle de kitle çalışmasında zengin araçlar kullanma anlamında mütevazı ancak önemli bir deneyim biriktirdiğimiz açık.

Bu süreçte bir kez daha sosyal medyanın ne kadar etkili olduğunu da gördük. Bu konuda YDG olarak daha kurumsal bir yaklaşım geliştirmemiz gerekiyor diye düşünüyorum. Bunun sürekliliğini sağlamak önemli.

Özetle, hareketli canlı ve başarılı bir süreci geride bıraktığımızı rahatlıkla söyleyebiliriz.

Emeği geçen tüm yoldaşlara bir kez daha;

serkeftin, serkeftin, serkeftin..

Bir YDG’li

Kaynak: http://www.yenidemokratgenclik.org/

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu