GüncelMakaleler

ANI- ANLATI | 14 Ağustos 2017’de Serekaniye’de ölümsüzleşen Nubar Ozanyan anısına…

"TC faşizminin sınır boyunca çektiği teller, ördüğü duvarlar DAİŞ çetelerinin işgal ettiği Rojava topraklarına geçmek isteyen onlarca devrimciyi engelleyemedi. Orhan yoldaş da bu devrimcilerden biriydi."

Faşizmin sınırlarını aşmak…

Küçük yaşta izlediğim “Propaganda” filmini Rojava’ya gelene kadar anlamamıştım. Elbette ki devlet ve ülke sınırlarının ne olduğunu biliyordum fakat pratikte Türkiye-Rojava sınırını geçtiğimde faşizmin sınırları somutlaştı ve böylece çok küçük bir adım da olsa faşizmin sınırlarını aşmak, bende bir coşku yarattı. Aynı zamanda bu küçük adım, savaşçı olmanın da ilk adımıydı. Diğer bir yandan Rojava halkıyla da iletişime geçince 1. Emperyalist Paylaşım Savaşı’nın sınırlarını, ezilen halkların sürgünlerini, sınır örülmeden önce ser xet ve bin xet (bin xet Rojava tarafı, ser xet Türkiye tarafı) olarak halkın ilişkilenmesini öğrendim.

“O duvarlar, duvarlarınız vız gelir bize vız”

TC faşizminin sınır boyunca çektiği teller, ördüğü duvarlar DAİŞ çetelerinin işgal ettiği Rojava topraklarına geçmek isteyen onlarca devrimciyi engelleyemedi. Orhan yoldaş da bu devrimcilerden biriydi. Tabi Orhan yoldaş, sınır aşmak konusunda tecrübeliydi. Ortadoğu’dan Avrupa’ya geçmediği sınır yoktu. Proletarya partisinin saflarında DAİŞ karanlığını, parçaladığı sınırlar gibi yıkanlardan oldu. Yoldaş için Rojava’nın farklı bir anlamı da vardı. Osmanlı zulmünden bir şekilde kurtulan Ermenilerin yoğun olarak yerleştiği yerdi aynı zamanda. Bu sebeple de hem partisindeki görevlerini yürütürken diğer yandan Ermeni halkıyla da ilişkiye geçiyordu.

Esasen Ermeniler ve Kürtler aynı coğrafyada yaşadıkları ve etkileşim içinde oldukları için birbirlerinden uzak değillerdir. Fakat aralarındaki tarihsel çelişkiden kaynaklı, özellikle de Ermeniler, soykırımdan sonra kapı komşuları olan Kürtlerden uzaklaşmış ve aralarına bir sınır çekmişlerdir. Orhan yoldaş, faşizmin yarattığı bu sınırı da kaldırmak istemiştir. Çünkü devrimciliğin temel ilkelerinden olan yanlışa “müdahalecilik” yoldaşın yaşamsal duruşuydu. İki halk arasında var olan çelişkinin çözülmesi ve bir birlik, yani örgütlülük yaratılması için komünist müdahale gerektiğinin bilinciyle hareket etti.

Aslında Rojava Devrimi dünyanın farklı milliyetlerinden ve coğrafyalarından yüzlerce insanı faşizm karşısında birleştirmişti. Bu birliğin kalıcı olması ve bir örgütlülüğe dönüşmesi için halkları özgürlük temelinde buluşturmak önemliydi. İşte Orhan yoldaş, bunun ilk adımlarından biri oldu. Rojava’daki halklarla ve enternasyonalist savaşçılarla yakından ilgilendi; eğitti, tartıştı, paylaştı. Sınırları aşan, herkesi kucaklayan komünist dünya görüşüyle sınırların anlamsızlığını bize bir kez daha gösterdi ve kendisini hiçbir zaman faşizmin sınırlarına teslim etmedi.

Yaş sınırı da yoktu yoldaşın. “Ben yaşlandım şu işi yapamam, şuraya gidemem…” vs. demezdi ve yaşlanmamak için mücadele ederdi. Çünkü önünde özgürlük mücadelesinin süreceği yıllar vardı. O beden kendisine değil, halka aitti. Bu sebeple de iradesini her türlü koşula hazırlardı. Yoldaştan bahsedenler öğlen sıcağında spor yapmasını anlatırlar. Ben de bizzat şahit oldum ve ilk gördüğümde kalp krizi riskinden korktum. Fakat yoldaşın bedeni yaşlanmış olsa da zihni genç bir komünistti ve onu, doğal ya da değil, hiçbir şey durduramıyordu.

“Normallik” kurgusuyla kendisini sınırlamazdı. En iyisi, en güzeli neyse onu yapardı. Patlayıcının en güçlüsü, eğitimin en verimlisi, konuşmanın en iyi anlaşılanı, yoldaşın en fedakarı…  “Deniz seviyesinde bir yaşam”ı olmadı hiç yoldaşın hep mücadelede zirveyi zorladı. Yani engin denizleri fethetme cüretini kuşanmıştı yoldaş. Bundandır ki, aldığı hiçbir görevde, yürüdüğü hiçbir yolda zorluk yaşamazdı. Grup olarak çıktığımız uzun ve engebeli bir yolda en yaşlımız olmasına rağmen, yürüyüşte hiç zorluk çekmeyen tek yoldaştı. Aynı zamanda zorlanan yoldaşlara da yardım etmişti. Herhangi bir durumda zorlanan yoldaşlara yardım etmek tabi ki bizler açısından çok doğaldır. Bana ilginç gelen, yoldaşın yol boyunca hiç zorlanmamasıydı. Belki de zorlanmak ya da zorlandığından kaynaklı yavaşlamak ona göre geri adım atmaktı.

Bizler birer birer, onar onar ölümsüzleştik fakat tohumlarımızdan yeniden yeşerdik. Bu tohum ve Orhan yoldaşın bize miras bıraktığı ilkeler Şehit Nubar Ozanyan Tugayı’nı yarattı. Şimdi Nubar Ozanyan’ın ardılları yoldaşlarından aldıkları bayrağı devralarak Rojava Devrimi`ni savunuyor. Faşist TC`nin sınırlarını genişletmek için işgal ettiği Rojava topraklarında sınırsız ve sömürüsüz özgür bir ülke düşüyle savaşıyorlar ve bu savaşın zaferle sonuçlanacağından hiç şüphemiz yok.

Faşizmin baskılarının, sömürüsünün arttığı; umutsuzluğun ve kaçkınlığın her gün boy verdiği günümüzde General Martager’den ve yaşamından öğrenecek çok şeyimiz var. Ermeni ağıtlarıyla Kürt ağıtlarını birleştiren Orhan yoldaşın ve daha nice ölümsüzümüzün izinden gitmek, yıktıkları faşizmin sınırlarını daha fazla yarmak, ezilen halkların mücadelesini özgürlüğe ulaştırmak için yürüyeceğimiz yol zordur. Fakat tıpkı Mao yoldaşın söylediği gibi; “Ancak enginleri fethetme cesaretine sahip olanlar” bu yolu tamamlayabilir. (Bir TİKKO savaşçısı)

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu