Güncel

HALKIN GÜNDEMİ |  23’üncü Evvel Temmuz Festivali Gerçekleştirildi

"Evvel Temmuz’un geleneksel anlamı, devletin her yeni gelişmeyi -bu ister savaş olsun, ister göç olsun ister sermaye politikası olsun- bölgedeki Arap Alevi nüfusunun asimilasyonuna dönerken değer kazanıyor"

Arap Alevi halkı için geleneksel bir bayram ve festival olan Evvel Temmuz Festivali’nin 23’üncüsü düzenlendi. Bayramın 14 Temmuz’a denk gelmesine karşın 11-12-13-14 Temmuz tarihlerinde yoğunlaşan festival takvimleri neredeyse Temmuz ayı boyunca çeşitli etkinliklerle sürüyor.

Bu yıl Festival, 6 Şubat depreminden 5 ay sonra gerçekleşen deprem sonrası ilk festival oldu. Bu nedenle etkinliklerde, panel ve forumlarda deprem esas gündemi teşkil ediyordu. Festival, bir yas biçiminde olmasa da her etkinlikte 6 Şubat depremlerinde yitirilenler anıldı.

11 ve 14 Temmuz tarihleri arasında Samandağ Ali İsmail Korkmaz Festival Alanı’nda gerçekleştirilen konser etkinlikleri depremde yitirilenler için saygı duruşlarıyla başladı. Deprem sonrası yaşananlar, devletin attığı adımların yaşamı yeniden inşaya değil asimilasyon politikalarına ve bölgenin demografik yapısının değiştirilmesine odaklandığı ve bu yıkımın gerçek suçlularının kim olduğu üzerine konuşmalar ve tiyatral etkinlikler gerçekleştirildi.

Festival tarihsel anlamıyla, ürünlerin hasat edilmesinin kutlandığı, dayanışma halindeki kolektif üretimin bereketinin kutlandığı geleneksel bir bayram. Arap Alevi halkı için toprak, dil ve kendi iç kültürel bağları çok güçlü bir şekilde yaşamsal bir değer olarak görülüyor. Deprem sonrası süreçte “Ma rıhna nehna hon! Buradayız, gitmiyoruz!” sözünün deprem bölgelerinden sadece Antakya’da açığa çıkmış olması da bunun ve bölge halkına dönük devlet tehdidinin bir göstergesi.

Bölgedeki Arap Alevi halkı için öteden beri çok yoğun olarak hissedilen bölge halkının asimilasyonuna dönük ve bölgenin demografik yapısının değiştirilmesine dönük saldırılarının halk tarafından ne kadar hissedildiğinin bir göstergesi. Bu nedenle yeniden inşa, yaraları sarma gibi yıkım sonrası her yerde açığa çıkan vurguların yanına bir de Antakya’ya özgün “Gitmiyoruz-Buradayız” sloganı açığa çıktı.

Evvel Temmuz’un geleneksel anlamı, devletin her yeni gelişmeyi -bu ister savaş olsun, ister göç olsun ister sermaye politikası olsun- bölgedeki Arap Alevi nüfusunun asimilasyonuna dönerken değer kazanıyor. Bugün de aslında Evvel Temmuz’u kültürün yaşatılması ve geliştirilmesi olarak gördüğümüzde deprem sonrası süreçte egemenlerin bölgenin demografik yapısını değiştirmeye dönük atacağı adımlar düşünüldüğünde oldukça önemli bir yerde duruyor.

Buna karşın festivalin doğal olarak eğlenceyi de içine alan etkinlikleri, bölge halkının bu sene nispeten çekimser kalmasına da neden olduğu gözlemlenebildi. Bu durum ve depremin doğal sonuçları festivale katılımı geçtiğimiz yıllara oranla düşürmüş olsa da katılım ve festivale ilgi olumlu idi. Bununla birlikte gerek konser etkinliklerinde gerekse de panellerde Arapça’nın çok az kullanılması bölge halkının eleştirileri arasındaydı.

Festivalin konser etkinlikleri dışında panel ve forumlarda deprem gündemi esas olmakla birlikte çok yönlü konu başlıkları yer aldı.

“Deneyim ve Pratikler”, “Temiz Su Kaynaklarını Ne Kadar İyi Kullanıyoruz?”, “Deprem ve Seçim Sonrası Güncel Durum”, “Afet Sonrası Kentlerin Yeniden İnşası ve Dayanışma Deneyimleri”, “Deprem ve Gazetecilik”, “Yasın içinde Evi Birlikte Kurmak”, “Deprem, Kriz ve Yeniden İnşa”, “Yeniden İnşanın Ekonomi Politiği”, “Travma Sonrası İyileşme”, “Depremden Sonra Psiko-Sosyal Çalışmaları Birlikte Düşünmek”, “Asbest ve Kamulaştırma” gibi başlıklarda depremin siyasi, ekoloji, sağlık ve psikoloji alanına dönük paneller gerçekleştirildi.

“Edebiyat ve Yıkım”, “Bereketli Topraklar”, “Kadın Sağlığı ve Cinsellik”, “Tarihsel Arka Planı ile Çoğul Hatay Gerçekliği”, “İçerde/Dışarda” gibi başlıklarda ise daha çok deprem dışında kalan gündemler üzerine panel ve forumlar gerçekleştirildi.

 

Aynı içerik, iki ayrı festival

Festival, geçtiğimiz yıllardaki gibi bu yıl da iki ayrı çağrı ve etkinlikler dizini ile örgütlendi. Birinin “Gelin yaşamı yeniden yeşertelim” ve diğerinin ise “Ma rıhna nehna hon! Buradayız, gitmiyoruz!” şiarlarıyla çağrıları yapıldı. İçerikleri ve hedefleri aynı olan iki ayrı festivalin özellikle de böylesi bir dönemde birleştirilememesi eleştiriler arasında. Bu durum festivalin niteliğini ve katılımını düşüren bir sonuç yarattı ve ister istemez festival çalışmalarının verimini düşürdü.

 Partizan ve YDG flamalarına dönük saldırı: 3 gözaltı

Festival kapsamında konser, panel, tiyatro gibi etkinliklerin dışında 11-14 Temmuz tarihleri arasında Samandağ Ali İsmail Korkmaz Festival alanında stantlar da açıldı. SYKP, Mücadele Birliği, Kaldıraç, SMF, Partizan gibi kurumların kitap stantları ve yerel derneklerin stantları açıldı.

Partizan’ın açmış olduğu standa ise festivalin özellikle 3. ve 4. gününde yoğun bir polis tacizi ve provakasyon girişimi oldu. Uzun süreli video kayıtları ve fotoğraf çekimi yapan polislerle stant görevlileri arasında tartışmalar yaşandı. Festivalin kapanışında ise polis, Partizan ve YDG flamalarını bahane ederek standı ablukaya aldı. Burada halkın ve diğer kurumların büyük bir duyarlılıkla Partizan standına dönük saldırı girişimine karşı standı sahiplenmesi polisin geri adım atmasına neden oldu. Ardından 1 Partizan faaliyetçisi içinde bulunduğu araç durdurularak yolda, diğer iki YDG’li ise festival alanında ifadesi alınmak üzere gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar gece saatlerinde ifade işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.

 “Bu Kalabalığı Hatırla – İstanbul Sözleşmesi, 6284”

Festival kapsamında Defne’de kadınların katılımıyla “Bu Kalabalığı Hatırla-İstanbul Sözleşmesi, 6284” isimli belgeselin gösterimi gerçekleştirildi.

Dursunlu Mahallesi Defne Evi’nde gösterilen belgeselin yönetmenliğini Vuslat Karan ve Burcu Melekoğlu yapmış.

Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği ve Kuirfest tarafından düzenlenen belgesel gösteriminde, iki bölümden oluşan belgeselin ilk bölümü olan “İstanbul Sözleşmesi” izlendi ilk olarak.

Ardından ikinci bölüm olarak “6284” izlendi. Bu bölüm, kadınların şiddetten korunmasını güvence altına alan ve seçim sürecinde pazarlık konusu haline getirilen 6284 Sayılı Kanun’a odaklanıyordu.

Belgesel gösteriminin ardından Deniz Bayram ve Feride Eralp konuşma yaptı.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu