Güncel

Kayıp yakınları Amed’te Abdullah Düşkün’ün faillerini sordu

Diyarbakır'da eylemlerinin 778'incisini gerçekleştiren kayıp yakınları, 1 Ocak 1994 tarihinde gözaltına alındıktan sonra katledilen Abdullah Düşkün'ün faillerini sordu.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” eylemlerinin 778’inci haftasında Koşuyolu Parkı’ndaki Yaşam Hakkı Anıtı önünde kayıpların akıbetini sordu.

Kayıpların fotoğraflarının taşındığı eyleme çok sayıda kayıp yakını ve demokratik kitle örgütü temsilcisi katıldı. Bu haftaki eylemde, 1 Ocak 1994 yılında Cizre’de gözaltında kaybedilen Abdullah Düşkün’ün hikayesi paylaşıldı.

Düşkün’ün hikayesini paylaşan İHD Diyarbakır Şube Üyesi Fırat Akdeniz, Düşkün ve ailesinin yaşadıkları köyün devlet güçleri tarafından yakıldığını bu yüzden Cizre’ye taşındıklarını ve Düşkün’ün orada hayvan alım-satımı ile uğraştığını söyledi.

Akdeniz, Düşkün’ün ailesi ile birlikte evde otururken, evlerine gelen sivil kıyafetli polisler tarafından herhangi bir gerekçe gösterilemeden gözaltına alındığını ifade ederken, olaydan üç gün sonra bir minibüs şoförü Nusaybin’deki evlerinin yakınlarında bir cenaze bulunduğunu ve bunun da Düşkün’e ait olabileceği şüphesiyle Düşkün’ün ailesine haber verdiğini aktardı. Akdeniz, Düşkün’ün ailesinin bunun üzerine Nusaybin’e gittiğini ve aileye köy muhtarı tarafından Düşkün’ün saati ve elbisesinin teslim edildiğini dile getirdi.

Daha sonra Akdeniz, Düşkün’ün eşi Hediye’nin olay ile ilgili beyanlarını şu şekilde aktardı: “Biz ailece Güçlükonak Damlarka köyünde oturuyorduk. Köyümüz yakıldığı için, Cizre’ye eşyalarımızı yeni taşımıştık. Eşim hayvanlarımızın satım işiyle uğraşıyordu. Ben kayınvalidem, eniştemiz Tacdin Düşkün ve eşim Abdullah evdeydik. Evimize 2 kişi geldi. Birisi ince, uzun boylu ve sarışındı. Diğeri kısa boylu, siyah ve gür bıyıklıydı. Şahısların göğüs ceplerinde telsizleri vardı.

Sarışın olanın belinde tabanca, omzunda uzun namlulu silah asılıydı. Diğerinin silahı yoktu. Kimliklerimizi istediler. Eşime ‘aradığımız şahıs sensin’ dediler. Eşimi alıp yanlarında götürdüler. Peşlerinden gitmek istedik, ancak ‘bir adım daha atarsanız vururum’ dendi. Eşimi, beyaz bir arabaya bindirip kaçırdılar. Bu olaydan 3 gün sonra bir minibüs şoförü bize, eşimin cesedinin bulunması ile ilgili haber verdi. Nusaybin’e bağlı ve Kürtçe adı Girefşe olan köyünde, ana caddeye yakın kendilerine ait olduğu bir evde, bir gün önce bir erkek cesedi bulunmuş. Jandarmaya haber verilmiş. Gerekli işlemlerden sonra cesedi köye defnetmişler. Bize eşimin saati ve elbiseleri verildi. Eşyalarını bize öyün muhtarı verdi”

Akdeniz, köyün muhtarının aileye verdiği bilgiye göre cenazeyi gömdüklerinde jandarmaya bilgi verildiğini ve jandarmanın cenaze üzerinde gerekli işlemleri yaptıktan sonra defin için bulanan kişilere teslim ettiğini söyledi.

Akdeniz, bu durumun üzerine Abdullah’ın annesinin karakola gittiğini ve savcılığın olay yeri tutanaklarındaki fotoğraflardan oğlunu teşhis ettiğini belirtti. Ardından Akdeniz, cenaze gömülmeden savcılık tarafından çekilmiş fotoğraflarda Düşkün’ün kafasından vurulduğunun anlaşıldığını, ailesi tarafından savcılığa başvuru yapılmasına rağmen hukuki süreçte bir gelişme olmadığını kaydetti.

Açıklamanın ardından oturma eylemi yapıldı.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu