Makaleler

Lenin’in emperyalizm tahlili, 1. Emperyalist Paylaşım Savaşı ve Ekim Devrimi

Lenin, emperyalizmi Kapitalizmin en yüksek ve son aşaması olarak serbest rekabetçi kapitalizmden ayrılması olarak sermayenin ve üretimin ‘’Tekelleşmesi’’ olarak tahlil eder.

Lenin bunu şöyle izah eder, ‘’Emperyalizm, genel anlamda, kapitalizmin bazı özelliklerinin gelişimi ve doğrudan doğruya devamı olarak ortaya çıkmıştır. Ama, kapitalizm, kapitalist emperyalizm haline ancak gelişmesinin belirli bir ve çok yüksek bir düzeyinde, kapitalizmin esas özelliklerinden bazıları kendi karşıtlarına dönüşmeye başladığı zaman; kapitalizmin yüksek bir ekonomik ve toplumsal yapıya geçiş döneminin bazı öğeleri bütün gelişme çizgisi boyunca biçimlenip belirdiği zaman gelebilmiştir. Bu süreç içinde, ekonomik yönden de önemli olay, kapitalist serbest rekabetin yerine kapitalist tekellerin geçmesidir.’’ dedikten sora, Lenin bu yeni dünya sitemini beş ana noktada şöyle izah etmektedir; ‘’(1) Üretim ve sermayede görülen yoğunlaşma öyle yüksek bir gelişme derecesine ulaşmıştır ki, ekonomik yaşamda kesin bir rol oynayan tekelleri yaratmıştır: (2) banka sermayesi sanayi sermayeyle kaynaşmış, ve bu, ‘’mali-sermaye temel üzerinde bir mali oligarşi yaratmıştır; (3) sermaye ihracı, meta ihracından ayrı olarak, özel bir önem kazanmıştır; (4) dünyayı aralarında bölüşen Uluslararası tekelci kapitalist birlikler kurulmuştur.; (5) en büyük kapitalist güçlerce dünyanın toprak bakımından bölüşülmesi tamamlanmıştır. Emperyalizm, tekellerin ve mali sermayenin egemenliğinin ortaya çıktığı; sermaye ihracının birinci planda önem kazandığı; dünyanın uluslararası tröstler arasında paylaşılmasının başlamış olduğu ve dünyadaki bütün toprakların en büyük kapitalist ülkeler arasında bölüşülmesinin tamamlanmış bulunduğu bir gelişme aşamasına ulaşmış kapitalizm…’’ olarak niteler.

Kapitalizmin genel bunalımı, emperyalist sitemin bir bütün olarak tarihsel sürecinin toplamı olarak ortaya çıkmasıdır.

Birinci emperyalist paylaşım savaşı dünya nüfus alanlarının ve pazarların yeniden paylaşılması olarak emperyalist güçler arasındaki çelişkilerin yoğunlaşmasıyla patlak verdi. Dünyanın yeniden paylaşımında eski emperyalist güçlerin yanında yeni emperyalist güçlerde bu paylaşın savaşında yer almada fazla gecikmediler. Alman emperyalizmi bu yeni güçlerden biriydi. Almanya, diğer kapitalist ülkelere nazaran  kapitalistleşme yoluna daha sonra dahil oldu. Hızla gelişen Almanya, 20. yüzyılın başında İngiltere’yi geride bırakarak, dünyada ikinci, Avrupa’da ise birinci en büyük kapitalist ülke düzeyine geldi.

Almanya, elde ettiği bu gelişmeye paralel olarak Fransa ve İngiltere’yi dünya pazarlarında zayıflatarak nüfus alanlarını genişletmeye başladı. En büyük kapitalist devletler arasındaki ekonomik ve askeri güç dengesi kendi aralarındaki çelişkileri de iyice yoğunlaştırdı. Almanya’nın Avusturya, Macaristan  ve İtalya ile ittifak içinde dünyayı yeniden paylaşım savaşında, İngiltere, Fransa ve Çarlık Rusya’yla savaşa girdi.

Dünyanın yeniden paylaşımında Almanya, İngiltere ve Fransa’nın elindeki sömürgelerin bir bölümünü almak peşindeydi. Bunun için de, İngiltere ve Fransa’nın Ortadoğu’daki egemenliğine son vermek, İngiltere’nin denizlerdeki hakimiyetini kırmak ve Çarlık Rusya’sından Ukranya, Polonya ve Baltık bölgelerini alarak tüm Orta ve Güneydoğu Avrupa’yı kendi egemenliğine alma arzusundaydı.

İki emperyalist blok arasındaki bu paylaşım savaşı diğer emperyalist güçlerin çıkarlarına denk düşmediği için, Avrupa’da patlak veren bu savaşa Japonya ve ABD’de dahil olmuş ve savaş bir dünya paylaşım savaşına dönüşmüştür.

Savaş büyük bir yıkımı ve insan ölümünü birlikte getirdi. Birinci emperyalist paylaşım savaşında tekeller büyük ölçüde zenginleştiler. Savaştan en kârlı çıkan emperyalist güç ABD oldu.

Birinci emperyalist paylaşım savaşı sınıf mücadelesini keskinleştirdi. Yükselen savaş karşıtlığı kapitalist ülkelerdeki işçi sınıfının ve  köylülüğün devrimci mücadelesini yükselti. Mücadele sadece Avrupa’yla sınırlı kalmadı, sömürge ve bağımlı ülkelerde de anti-emperyalist mücadele gelişti. Bu durum aynı zamanda; Avrupa ile Doğu’daki ulusal kurtuluş mücadelelerini birleştirdi. Lenin bu durumu şöyle izah etti. ‘’muazzam bir tarihsel bunalım, yeni bir çağın başlangıcı anlamına gelir. Savaş, her bunalım gibi, derinde yatan çelişkileri keskinleştirdi ve ve günyüzüne çıkardı’’ diyerek somut bir tahlil yapıyordu. 

Rusya’da Ekim Devrimi emperyalizmin zincirlerini kırmada ve böylece burjuvazinin iktidarını devirmede üç dış koşul ciddi kolaylıklar sağladı.

Birincisi; Ekim Devrimi’nin, iki başlıca emperyalist grubun (İngiliz-Fransız ve Avusturya Alman) amasız savaşı döneminde, (grupların birbirlerine karşı ölesiye bir mücadeleyle meşgul olup, Ekim Devrimine karşı mücadeleye, hem zaman, hem de araçlar açısından ciddi bir dikkat gösteremeyecekleri dönemde) başlamasıdır. Bu durumun Ekim Devrimi için çok büyük bir önemi oldu, çünkü bu, ona güçlerini sağlamlaştırmak ve örgütlemek için emperyalizmin bağrındaki çetin çarpışmalardan yararlanma olanağı verdi.

İkincisi; Ekim Devriminin, emperyalist savaş sırasında, savaştan yorgun düşmüş ve barışa susamış olan emekçi kitlelerin, eşyanın doğası gereği, savaştan tek kurtuluş yolu olan, proleter devrimine yöneldikleri zaman başlamış olmasıdır.

Üçüncü olarak; Avrupa’da güçlü bir işçi hareketinin varlığı ve uzun emperyalist savaşın getirdiği devrimci bunalımın Batıda ve Doğuda olgunlaşması da buna eklenmelidir. Bu durumun, Rus devrimi için paha biçilmez bir önemi oldu, çünkü ona, dünya emperyalizmine karşı mücadelesinde Rusya dışında sadık müttefikler sağlıyordu.

Ama dış koşullardan başka, Ekim Devrimi, zaferi kolaylaştıran bir iç koşullar bütünü tarafından da desteklenmiştir. Bu koşullar arasında aşağıdakileri, en başta gelenler olarak saymak gerekir.

Birincisi; Ekim devrimi, Rusya işçi sınıfının büyük çoğunluğunun en etkin desteğine sahipti,

İkincisi; yoksul köylülüğün ve barışa ve toprağa susamış askerlerin çoğunluğunun kesin desteğine sahipti,

Üçüncüsü; başında yönetici güç olarak, gücünü sadece deneyiminden ve yıllarca çelikleşen disiplininden değil, aynı zamanda emekçi kitlelerle geniş bağlarından da alan, Bolşevik Partisinin devrime önderlik etmesi,

Dördüncüsü; Ekim Devriminin karşısında, az çok zayıf Rus burjuvazisi, köylü ‘’ayaklanmalarıyla’’ morallerini tamamıyla yitirmiş büyük toprak sahipleri sınıfı, ve savaş sırasında tamamen iflas etmiş uzlaştırıcı partilerden (Menşevik ve sosyal-devrimci partilerden) oluşan yenilmesi nispeten kolay düşmanlar vardı. 

Böylece Büyük Ekim Sosyalist Devriminin zaferiyle dünya iki siteme, emperyalist ve sosyalist sisteme bölünmüş oldu. Ekim Devriminin dünya çapındaki önemi yeni bir çağı; emperyalizm ve proleter devrimler çağını açmış olmasıdır. Ekim Devrimi aynı zamanda sömürgelerde ulusal kurtuluş çağını da açarak, ulusal kurtuluş savaşlarını emperyalizme karşı mücadeleyle birleştirmiştir.

Ekim Devriminin önemi büyüklüğü tamda budur. Büyük Ekim Sosyalist Devrimi yalnızca ulusal çerçeve içinde bir devrim değildir. O her şeyden önce Uluslararası çapta, dünya çapında bir devrimdir. Çünkü dünya tarihinde eski kapitalist dünyadan, yeni sosyalist dünyaya doğru insanlık tarafından meydana getirilmiş köklü bir dönemeci kaydetmektedir.

Büyük Sosyalist Ekim Devriminin Uluslararası önemini şöyle izah edebiliriz.

1) Ekim Devrimi Lenin’in ifadesiyle ‘askeri feodal emperyalist’ bir ülkede yapılarak emperyalist cepheyi yarması,

2) Ekim devrimiyle proletaryanın ilk kez iktidara gelmesi,

3) Ekim Devrimi sadece emperyalist Rusya’da değil, sömürge ve bağımlı ülkelerindeki emperyalizmin cephe gerisi ülkelerde de, egemenliğini de sarsmıştır.

Birinci emperyalist paylaşım savaşının sona ermesini takip eden ilk yılda, işçi sınıfı ile burjuvazi arasında amansız bir mücadele oldu. Ekim’in gürleyen top sesleri birbirini izleyen devrimler ve devrimci girişimlerle başta Avrupa olmak üzere tüm dünyada yankılanacaktı. 1918 Finlandiya, 1918 Avusturya ve Almanya,1919’da Bavyera’da kurulan Sovyetler ve 1919 Mart Macaristan geçici devrimleri ve devrim girişimleri. 1921 yılında Almanya’da proletarya öncülüğündeki ayaklanma ve akabinde art arda gelen ayaklanma, devrim girişimleri vb. yaşamın yaşayan gerçeği halini alacak ve için için kaynayan Asya dünya devrimci hareketinin girdabına bütünüyle sürüklenecekti. Yalnızca bu mu? Başta Çin Komünist Partisi olmak üzere dünyanın her yerinde ard arda komünist partileri kurulması, Ekim devriminin dolaysız sonuçlarıydı.

Emperyalist sitem, savaş sonrası ekonomik krizi aştıktan sonra 1924 yılıyla birlikte görece bir istikrara kavuştu. Devrimci yükseliş yerini, Avrupa ülkelerinde devrimin geçici olarak geri çekilmesini birlikte getirdi. Kapitalizm emekçilerin yoğun sömürü sonucu geçici bir istikrara kavuştu. Kapitalist sistem ‘’rasyonalizasyon’’ gerekçesiyle yoğunlaşan iş gücü, işçi sınıfı ile burjuvazi, emperyalizmle sömürge halklar arasında ve emperyalistlerin kendi arasındaki çelişkileri de keskinleştirdi. 1929 yılında başlayan ekonomik kriz, geçici olarak sağlanan istikrara son verdi. 

Sonuç olarak kapitalizmin genel bunalımı birinci emperyalist savaşı döneminde başladı. Birinci emperyalist bunalım Ekim Devrimiyle iyice gelişti. Bu kapitalist-emperyalist sitemin ilk bunalımıdır. Kapitalist-emperyalist sistemin ikinci genel bunalımı, ikinci emperyalist paylaşım savaşı dönemidir. Bu bunalım da ikinci emperyalist paylaşım savaşını doğurdu. Ve Avrupa ve Asya’daki halk demokrasisi ülkelerin emperyalist sitemden kopuşunu birlikte getirdi.

Ekim Devrimi, bu tarihi dersler ışığında işçi sınıfına ve ezilen mazlum halklara yol göstermeye devam ediyor.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu