DerlediklerimizGüncel

NUBAR OZANYAN | Cermag Çart, beyaz Soykırım

“Zulmün ve korkunun gölgesinde yaşam bulmaya çalışan her halkın, sözlerin ötesinde bir hikayesi ve tanımı zor acıların yükü vardır.”

Faşizm örgütlü kan ve zulüm sistemi olduğu kadar büyük bir insanlık ve uygarlık yıkımıdır. Dünyanın her yerinde bir ölüm ve yıkım makinası gibi çalışan faşizmin zihniyet ve uygulamaları her yerde aynıdır. Fazlasıyla birbirine benzerdir. Faşizm, önce toplumun en önde gelen en canlı, en diri, devrimci ve özgür olanları hedefler. Devrimci önderlerden, işçi, kadın öncülerine, aydın, sanatçı, gazetecilerden inanç insanlarına kadar herkes sırasıyla faşizmin saldırılarından ve zulmünden payını alır. Tehdit, şantaj, suikast, komplo, darbe provokasyon yapmaktan tutalım kitlesel kıyıma kadar her türlü insanlık ve uygarlık yıkımını halklara yaşatabilecek kötülüklerle doludur.

Faşizm aynı zamanda beyaz kültürel soykırımdır. Ermeniler buna “Cermag Çart” der.

Türk faşizmi tarihi boyunca her iki zulmün en kirli, en acımasız ve sistematik uygulayıcısı olmuştur. Kendi varlığını bir soykırım temeli üzerinden inşa eden TC faşizminin her zerresinde faşizmi görmek mümkündür. Osmanlı devletinin yıkılışı üzerinden dönemin emperyalist savaşının galipleri tarafından M.Kemal’in başını çektiği İttihatçı artıklarının bir Türk devleti kurmalarına -kendilerine bağımlılık ve uşaklık temelinde- rıza göstermişlerdir. Ermeni-Rum-Süryani-Asuri-Kürt halkının binlerce yıl yaşadıkları topraklar ve zenginlikler üzerinde kurulan Türk cumhuriyeti; işgal, talan, yıkım ve imhayla birlikte aynı zamanda utanç dolu bir beyaz terörü uygulamayı kesintisiz olarak sürdürmüştür. Şimdilerde “şanlı ecdat” denilerek yüceltilen Osmanlı, Türk’ü “edrak-ı biidrak” (aptal akılsız Türk) olarak görür ve öyle muamele ederken; emperyalistlere uşaklık temelinde kurulan yeni devletin Türk ulus kimliği üzerinden var edilmesi sağlandı. Bunun için başta soykırım gibi insanlık düşmanı bir suçun inkar edilmesi üzerinden şekillenen faşist bir resmi tarih yazımına başvuruldu. Bütün dillerin Türkçe’den türediğini, bütün ırkların Türklerden geldiği uydurmasından utanç duymadılar. İğrenç bir asimilasyon politikası sürdürmekten geri durmadılar. Ve Türk olmayan ne kadar ulus ve milliyet varsa hepsini zorla Türkleştirmeye çalıştılar.

Öyle ki yaşadığımız coğrafyada gelinen aşamada halkların hikayesi o kadar birbirine benzer ki Ermenilerden bahsedilirken Kürtlerden bahsediliyor algısını yaşarsınız. Kürtlerden bahsedilirken Ermeni-Süryani-Asuri-Ezidi halklarından bahsediliyor gerçekliğine tanıklık edersiniz.

Zulmün ve korkunun gölgesinde yaşam bulmaya çalışan her halkın, sözlerin ötesinde bir hikayesi ve tanımı zor acıların yükü vardır. Türk faşizminin ayırt edici özellikleri ve tarihi vardır. Kuruluşundan itibaren tüm demokrasilerden uzak faşist bir diktatörlük rejimi olan TC, işgalci olduğu kadar soykırımcıdır. Halkların zorla ölüm yollarına sürülerek katledilmesidir. Tarihi inkar etmekten ve geride kalan halkları Türkleştirmekten homojen Türkiye yaratma politikasından asla geride durmamıştır. Halkların hafızasına soykırımla kazdıkları korku ve sindirmedir. “Türkler geliyor” korkusu Ermeni ve Rum çocuklarının hafızalarına katliamla kazılı faşizm korkusudur.

Türk cumhuriyetinin tarihi “Büyük felaket”, “Ferman”, “Seyfo”, “Tertele” ile doludur. Kurdistan topraklarında nerede dipsiz kuyu, uçsuz uçurumlar varsa mutlaka cehennemin dibine yollanan Hayların, Kürtlerin çığlıkları ve kanlı gömlekleri gömülüdür.

Faşizm coğrafyamızda sadece kitlesel olarak kendinden olmayan, kendine biat etmeyeni katletmemektedir. Fiziki soykırım ve katliamların yanında kültürel bir soykırıma da başvurmaktadır. Denilebilir ki, Türk devleti bu konuda da ustalaşmıştır. Anadolu coğrafyası bunun sayısız örnekleri ve kanıtlarıyla doludur.

Türk faşizminin baş öğretmeni Erdoğan’dan her türlü soykırım ve asimilasyon dersi ve mazlum halkların katliam eğitimini alan kibir abidesi Aliyev şimdi işgal ettiği Karabağ topraklarında sistematik bir kültürel soykırım uygulamaktadır. Tarihi ve kültürel eserleri yıkıp yok etmeye, isimleri değiştirmeye bütün hızıyla devam etmektedir. Bakü Komünarları’nın ölümsüz önderi Istepan Şahumyan’ın başta olmak üzere, komutan Avo’nun (Monte Melkonyan), Ermenistan’ın halk komitesinin ilk başkanı Alexandr Minasnikyan’ın heykellerini yıkarak vandalizmin en utanç dolu örneklerini göstermektedir.

Halkların katilleri şimdi hafıza katilliğine soyunuyorlar. Tarihsel, kültürel mirasları, yapıtları, kiliseleri yok ederek belleksizleştirmeye Ermenilere, sosyalizme ve geçmişe ait tüm değerleri birer birer yok edip sahte bir tarih yazımına çalışıyorlar.

Martagerd şehir müzesinin tahrip edilmesi, Ermeni inanç simgeleri olan sayısız Xaçkarların tahrip edilmesi, kiliselerin camiye çevrilmesi vandalizmin örnekleri arasındadır.

Erdoğan-Bahçeli hükümeti Kürt ulusal özgürlük gerilla mezarlarını tahrip etmekten Aliyev ise Ermeni mezarlarını yıkmaktan doymuyor. Türk faşizmi Ermeni ve Kürt halkına karşı beslenen büyütülen kin ve nefrettir. Faşizm kin ve nefretten boğulmaktan kurtulamayacaktır.

(Yeni Özgür Politika – 5 Mart 2024)

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu