Emek

Toplum yararına mı? Sermaye/devlet yararına mı?

İŞKUR, kayıtlısı olan 50 bin kişiyi kamu yararına yapılacak; çevre temizliği, park-bahçe düzenlemesi, ağaçlandırma ve benzeri gibi işlerde “istihdam” edecek. Evet yanlış okumadınız, kamu yararına işlerde… Şimdi; tanıdığımız, bildiğimiz ve bunca senelik uygulamalarına şahit olduğumuz devlet, hem işsizliğe bir nebze çare buluyor hem de çevresel temizlik ve buna benzer kamu hizmetlerine eleman almış oluyor. Sizce de sosyal devlet anlayışına uygun bir durum değil mi?

 

“İstihdam” nedir? nasıl sağlanır?

Peki, kamu kurumlarını özelleştirip, kadrolu işçi alımlarının önünü tıkarken, kalan kadrolu elemanların da haklarına göz dikerken nasıl oluyor da devlet böyle bir projeye imza atıyor? İstihdam edileceği söylenen işçiler, kısa süreli (başvurudan sonra en fazla 9 ay) çalıştırılacak, ayrıca maaşları da devlet tarafından değil, işsiz kalanlar için ayrılmış ve oldukça kısıtlı olan İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanacak. Pek tabii sözü edilen işçilerin ne kadar maaş alacakları da merak konusu! Yani aslında burada devlet, bir taşla birçok kuş vurmanın peşinde; hem cebinden para çıkmadan kamu kurumlarında işçi çalıştıracak, hem kadrolu eleman alma yükünü üzerinden atmış olacak hem de güya işsizliği azaltacak (en azından halka bu şekilde göstererek propaganda yapıp göz boyayacak).

Kadrolu işçilerin yapmaları gereken işlerin bütün yükü 6’şar ay çalıştırılacak işçilere yüklenirken kadrolu bir işçiye verilmesi zorunlu olan hakların ve maaşın en fazla ne kadarı bu işçilere verilecek? Bu da cevabı olamayan sorulardan bir tanesi. Çalışma koşulları da konuşulması gereken konulardan bir tanesi. İstihdam ediliyor olarak gösterilen kişilerin; düzenli bir işi olmayacak; ayrıca 9 ay çalıştıktan sonra 3 ay beklemek zorunda olacaklar ki, bir başka programa geçebilesinler. Bu aradaki 3 ay içinde de yine açlık sefalet günleri onları bekliyor ama devlete göre çoktan istihdam edildiler bile. Ölüm, doğum, sağlık gibi durumların dışında ücretli izin hakları da olmayacak, yani yorulduysan aç kalırsın!

 

İşsizlik Fonu neden var?

Aslında geriye dönüp baktığımızda İŞKUR’un önceki faaliyetleri de bugünkü uygulamasını destekleyen, önünü açan bir yerde. Yani bu İşsizlik Fonu hiçbir zaman gerçekten işsizler için kullanılmamış. Bundan önce de istihdam sağlıyoruz adı altında, mesleki eğitim verdikleri (eğitimlerin masrafları da fondan karşılanmak üzere) kalifiye elemanları 6 ay işten atmaması şartıyla şirketlere yerleştirerek; hem şirketleri eleman yetiştirme zaman ve masrafından kurtarıp hem de her 6 ayda bir daha önceki işçileri işten atan şirketlere sürekli olarak kalifiye eleman yetiştiriyordu.

Bu uygulamaya bakıldığında da Toplum Yararına Çalışma Programlarının aslında neye hizmet ettiğini anlamamak mümkün değil.

Yine üzerinde durulması gereken bir başka konu ise, bu işçilerin kamu kurumlarında görevlendirilecek olmaları. Yani belediyeler, Milli Eğitim’e bağlı okullar vb. Peki, neye göre seçilecek, kriter ne olacak, objektif bir seçim olacak mı? Örneğin okullara temizlik görevlisi olarak gönderilen bir kişi seçilirken adli durumu kontrol edilecek mi veya psikolojik durumu? Tüm bunlar ciddi anlamda bu uygulama adına sorulması gereken önemli  sorular.

Kısaca hazırlanan proje ile “istihdam” edileceği söylenen işçiler sömürülürken, devletin sağlaması gereken kamu hizmetleri de yine işsizlik fonu üzerinden, işçiler sömürülerek aradan çıkartılacak. Devletin sermaye ortaklığı da, sermayenin ta kendisi olmasıyla birlikte bozulacak.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu